Burdur İsminin Menşei

Osman KOÇIBAY

 

Burdur isminin menşei hakkında çeşitli rivayetler ve efsaneler mevcuttur.

Eski Yunan Mitolojisinde kahraman Ulis, tanrıların gazabına uğrar. Yunanistan’dan kovulur. Yolu Antalya yakınlarına düşer. Geceleri kutup yıldızına bakarak, kuzeye doğru ilerler. Karşısına bir göl çıkar ve o sırada gaibten bir sese ona Rumca ve eski  Latince “Ezostas! (Burada dur!)” diye seslenir. Ulis burada durur ve burayı yurt tutar. Selçuklular Anadolu fetihleri sırasında Burdur’u fethederler. Köyün ismini “Ezostas” olarak öğrenirler. Rumca bilmedikleri için manasını sorarlar. “Burada dur” anlamına geldiğini öğrenirler. Buraya yerleşen Türkmen aşiretleri “Burada dur” kelimesini zamanla “Burdur” olarak telaffuz etmeye başlarlar ve bu kelime şehrin yeni ismi olur.

İstasyon civarında bulunan höyüğün ismi “Polydorion”dur. “Polydorion” eski Rumca’da “tarf taşı, taşlık yer” anlamına gelmektedir.  Bizans döneminde de buraya “Polydorion” denilirdi. Bir rivayete göre “polydorion” sözcüğü önce “Polydor” olarak söylenmiş, daha sonra da “Burdur” olarak söylenmiştir.

Kimi kaynaklara göre Burdur yöresinin eski adı “Limobrama” idi. “Limobrama” kelimesi “göl kenti” anlamına gelen “limonobria” sözcüğünden türemiş, sonra da değişerek “Burdur” olarak telaffuz edilmeye başlanmıştır.

Burdur şehrini kuran Türkmen boylarından Kınalı aşireti mensupları burayı bulduklarında, bölgenin güzelliği karşısında “Cennet buradadır” demişler ve “buradadır” sözü zamanla halk arasında “Burdur” haline dönüşmüştür.

Bir rivayete göre de, 1071-1100 yıllarında Türkmen boyunu Kınalı aşireti doğrudan Psidia’ya gelerek “Polydorion” ismi ile anılmakta olan Burdur’a yerleşir ve diğer Türk boyları gibi çadır hayatı yaşamaya başlar. Civara yerleşmiş başka bir aşiretin beyi, Kınalı aşiretini ziyarete gelir ve yaklaşık 200 çadırın düzenli yerleşimi karşısında çok etkilenir. Duygularını “Ne güzel tirkemiş, ne güzel tirkemiş” sözleri ile ifade eder. Bu söz aşiret halkının dilinden düşmez ve “Tirkemiş” yeni yurdun adı olur.

Çay kenarındaki düz alanda kurulan Tirkemiş sel baskınlarından ve çevresindeki bataklıklar nedeniyle de sıtmadan etkilenirler. Aşiret reisi  aile reislerini de yanına alarak yeni yer aramaya başlarlar. Yine çay kenarında Alan Pazarı mevkiinin yeni yerleşim merkezi olarak  uygun olduğuna karar verilir. Aşiret reisi aile reislerini “Sen burada dur!, sen burada dur!” diyerek yerleştirir. “Burada dur” sözü zamanla aşiret halkı arasında “Burdur” olarak telaffuz edilmeye başlanır.

Başka bir rivayete göre Burdur’un ilk sakinleri, yerleşmek için yer ararlarken, içlerinden bir heyet, münasip bir yer bulmak için bazı denemelere girişirler. Ellerine bir ciğer alarak, göl kıyısına bırakırlar ve ikinci gün bakarlar ki, ciğer kokuşmuş. Başka bir ciğeri bugünkü bağ ve bahçelerin bulunduğu yere koyarlar ve bu ciğerde, üç gün sonra kokuşur. Buranın da yaşamaya elverişli olmadığını gören heyet, bu defa ciğeri bugünkü Ulu Cami’nin bulunduğu yere koyarlar. Ciğer burada sekiz günde kokuşur. Bu olay üzerine en sıhhi ve elverişli yerin burası olduğunu anlayarak, “Burada durulur” derler. Bunun üzerine şehrin adı “Burdur” olur .

Rivayete göre Selçuklular, Anadolu’yu ele geçirip Konya’yı başkent yaptıkları sırada, Selçuklu Sultanı  bir düş görür. Düşünde atalarından biri [9] ona; “Er geç bu toprakların tümü senindir. Yarından tezi yok, atını güneybatıya sür. Biz sana dur deyinceye kadar ilerle!” der. Sultan atına atlar, yollara düşer. Pek çok yeri ele geçirir. Bir gün ilerlerken “Burada dur” diye bir ses duyar. Düşünü hatırlayarak durur. Durduğu yerde bir kasaba kurulur. Adı da “Burada dur”dan esinlenerek “Burdur” olur.

Halk arasında anlatılan bir rivayete göre de, Horasan’dan Anadolu’ya göç eden bir Türkmen aşiretinin âmâ, yaşlı reisi vardır. Aşiret, şehrin şimdiki bulunduğu yere geldiğinde yaşlı reis oğluna seslenir: “Oğul burnuma güzel kokular gelir. Anlaşılan burası hem sulak, hem de bağlık bir yerdir. Burada dur, burada ilini kur!” der.Bu yerin adı da zamanla “Burdur” olarak değişir.

Osman Gazi dönemine ait bir rivayete göre ise; Burdur şöhretli bir devlet ileri geleninin ismidir.  Burdur yöresi o güne kadar “Türkmen Halis” ismiyle anılmıştır. Burdur’un Osmanlı Devleti hakimiyeti altına girmesi ile Osman Gazi’nin hizmetinde ve soylu bir kimse olan “Burdur” ismindeki zatın ismine izafeten, ele geçirilen şehre “Burdur” ismi verilmiştir. Osmanlı Devleti dönemiyle diğer bir rivayette, Yavuz Sultan Selim Han dönemine aittir. Osmanlı şehzadelerin-

den Korkut Han’ın biraderi Yavuz Sultan Selim Han saltanat kavgaları dolayısıyla Teke Beyi Kasım’ı takip kumandanı olarak Burdur’da olduğu bilinen Korkut Han’ı yakalatmak için gönderir. Teke Beyi Kasım halkı halen “Sultan Ere (Sultan Nerede?)” ismiyle anılan derede toplar ve halka Korkut Han’ın nerede olduğunu sorar. Halkta cevap olarak “Buradadır” der. “Buradadır” sözü zamanla “Burdur” olur[1].

Burdur kelimesinin “Bordür”den geldiği söylenir ki, bor bir nevi tarf ve topraktan müteşekkil bir saha olması itibariyle, civardaki Uluborlu ve Keçiborlu taraflarındaki halk Burdur ve civarını kastederek “orası da bordur” yani “buralar gibidir” şeklinde bir ifade kullanmışlardır. Bu söyleyiş zamanla “Burdur” şekline dönüşmüştür.

Burdur isminin halen dilimizde kullanılan ve caddelerin kenarlarındaki taşlara verilen isim bordürden geldiği de rivayet olunmaktadır.

Naci Kum ise “Burdur” kelimesinin anlamı ile ilgili üç değişik tanım yapmıştır.Bu tanımlara göre;

    1.      Bur-dur: Bur (koku) ile dur (rabt edatından) teşekkül etmiş öz Türkçe bir kelimedir.

      2.      Bul- dur: Bul (kıymet, değer) ile dur (rabt edatından) teşekkül etmiş bir kelimedir.

      3.      Buldur: Damla anlamındadır.

                 “Burdur” isminin “Burada dur”dan geldiği, bu deyimin yer aldığı rivayetlerin fazlalığından anlaşılmaktadır. Ancak bu rivayetlerin sadece Selçuklular dönemine ait olanlarının doğruluk payı büyüktür. Zira, Hamidoğulları zamanında ( Hicri 725 - Miladi 1325) Burdur’a gelen ünlü Arap seyyahı İbn-i Batuta Burdur’un ismini    ( Birdir ) olarak yazmıştır. Bu nedenle Hamidoğulları ve daha sonraki dönemlere ait rivayetlerin hiçbir geçerliliği yoktur.

[1]. 1926-1927 Türkiye Cumhuriyeti Devlet Salnamesi, s. 734.  1967 Burdur İl Yıllığında; Korkut Han’ı yakalamaya gelen Teke Beyi Kasım halkı toplar ve Korkut Han’ın nerede olduğunu sorar. Bu soruş şekli çok şiddetli ve celallidir. “Sultan Korkut ere buldur!... Buldur!” diye defalarca bağırır. Hatta Burdur Beyi’ni halkın huzurunda kırbaçlattığı rivayet olunur. Orada bulunanlara “Buldur” kelimesi o kadar tesir etmiştir ki, buranın isminin “Buldur” olarak bu hadiseden geldiği rivayet olunur.(Burdur 1967 İl Yıllığı, s.110).

Halen yöre halkı arasında Burdur ismi “Buldur” olarak telaffuz edilmektedir.Ayrıca Avrupalı seyyah ve yazarlarda Burdur’u  eserlerinde ‘Buldur’ olarak yazmışlardır. Bu konuda bkz. Bilal Şimşir, İngiliz Belgelerinde Atatürk, Cilt 1, T.T.K., Ankara 1973, s.342.

© Osman KOÇIBAY
Her hakkı mahfuzdur. Bu yayının tamamı ya da bir bölümü yazarın izni olmadan hiç bir şekilde çoğaltılamaz, kopyalanamaz, basılıp yayınlanamaz.