23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Konuşma Metni

Sayın okul müdürüm, müdür yardımcılarım; değerli öğretmen arkadaşlarım; sevgili öğrenciler ve kıymetli misafirlerimiz;

TBMM’nin 91. kuruluş yıldönümünde, yeni bir Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda bir araya gelmiş olmanın sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız.

Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY İstiklal Marşımızda Türk Milleti’nin özgürlüğüne düşkünlüğünü;

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

dizeleriyle ifade etmiştir. Tarih boyunca bağımsız yaşamayı kendine ilke edinmiş olan Türk Milleti, 1. Dünya Savaş’ından sonra, ülke topraklarının düşmanlar tarafından işgal edilmesi üzerine, bir kez daha özgürlüğünü geri alma mücadelesine girişmiştir. İstanbul Hükümeti’nin işgaller karşısında çaresiz kalması, başta Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve diğer vatanseverlerimizi harekete geçirmiştir.

Milli Mücadele Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışı ile başlamış, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile milli birliğimizin temelleri atılmıştır. İstanbul Hükümeti’nin işgaller karşısında Atatürk ve yurdumuzun dört bir yanından seçilerek gelen 115 milletvekilinin katılımı ile 23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM açılmıştır.

İlk konuşmayı, en yaşlı üye olan Sinop milletvekili Şerif Bey yaptı. Bunu Mustafa Kemal’in konuşması izledi. Büyük Millet Meclisi’nin ilk benimsediği ilke şu oldu: “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir; millet bu hakkını Meclis aracılığıyla yürütür. Meclis’in üstünde bir güç yoktur.” Meclis’in yapacağı çalışmalar ise, şu amaca yönelikti: Yurdun düşmandan kurtarılması ve bağımsız bir Türkiye’nin kurulması. Bu amacın gerçekleşmesi kolay olmadı. Tarihi değeri yüksek olan ilk Meclis, 3 yıl, 3 ay 3 hafta olağanüstü bir çalışma yaptı. Çalışmalar, tam bir demokratik hava içinde yapıldı. Her iş, titizlik içinde yürütüldü. Üyeler, yapılan işleri, yakından izlediler. Bakanların her kararını, kılı kırk yararcasına incelediler, eleştirdiler. Kimi zaman Mustafa Kemal’den bile hesap sordular. Milletimize egemenliğini kazandırmak, ilk anayasayı yapmak ve Cumhuriyet’i kurmak, bu tarihsel Meclis’in, onurlu görevlerinin başında gelir. 23 Nisan, tarihimizin dönüm noktalarından biridir. 23 Nisan egemenlik hakkının padişahtan millete geçtiği bir gündür.

Değerli misafirler;

Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, yarınlarımızın güvencesi çocuklarımıza hediye ettiği 23 Nisan Çocuk Bayramı, bu alanda hem dünyada bir ilki oluşturmakta, hem de geleceğin cumhuriyet nesillerine, atamızın verdiği önemi ifade etmektedir.

Tarihin akışı içerisinde, milletlerin kaderinde olumlu veya olumsuz olarak etkili olan binlerce devlet adamı yer almıştır. Bugün bunların pek çoğunun bırakınız eserlerini, isimlerini dahi hatırlayamazsınız. Oysa Cumhuriyetimizin kurucusu, ulu önderimiz Atatürk gibi devlet adamı ve halk kahramanları, bıraktıkları eserler ve bu eserlere sahip çıkan milyonlarla sonsuza kadar yaşayacaklardır. Atatürk gibi kahramanları farklı kılan ve tarihe altın harflerle yazdıran gerçek de budur.

Kıymetli Misafirlerimiz;

Ülkemize, devletimize ve milletimize yönelik bölücü ve yıkıcı faaliyetler karşısında, her zamankinden daha fazla cumhuriyetimizin ilkelerine, birliğimize ve bütünlüğümüze sahip çıkma mecburiyetinde olduğumuz açıktır. Bu tür bayramları da bu şuur ve düşünce içerisinde değerlendirmek durumundayız.

23 Nisan gibi milli bayramlarımızın önemli bir anlamı daha vardır: Bu bayramlar, birlik ve beraberliğimizi pekiştirdiğimiz, millet olarak tasada ve kıvançta bir olduğumuz günlerdir. Bu günde bizlere bu cennet vatanı, canları ve kanları pahasına emanet eden atalarımızın emanetlerini nasıl daha iyi koruyarak ve geliştirerek, yarınlara taşıyabileceğimizi konuşmalıyız, diye düşünüyorum.

Saygıdeğer Öğretmen Arkadaşlarım ve Değerli Öğrenci Velilerimiz;

Bu ülke bizlerin değildir. Bizler bu vatanın ancak bekçileri ve emanetçileriyiz. Bu ülkenin gerçek sahipleri ise yarınımız olan çocuklarımızdır. Bu nedenle bizler korumakla mükellef olduğumuz emanetimize gözümüz gibi bakmalı ve yarının yetişkinleri olan çocuklarımıza da bu bilinci şimdiden aşılayarak, emaneti yarınlara taşımalıyız. Bunun için atılacak ilk adım ise bildiğiniz üzere eğitimdir. Biz de buradan ilham alarak yola çıktık. Bu yol ise; Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün bizlere hedef olarak gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşmaktır.

Bu nedenle Atatürk'ü ve bizlere emanet ettiği büyük eseri sonsuza kadar yaşatma hususundaki kararlılığımızı, nedenleriyle birlikte çocuklarımıza anlatmalıyız. Anlatmalıyız ki, gelecek kuşaklar uyanık, kararlı ve bilinçli olabilsinler. Tarihi mirasımızı koruma ve kollama konusundaki ödevlerini yerine getirebilsinler.

Sevgili çocuklar;

Unutmayın! Bugün bizlerin bulunduğu bu makam ve mevkilerde gelecekte sizler yer alacaksınız. Bugün burada coşkunuzu paylaşan büyükleriniz sizlerden araştıran, düşünen, üreten, ahlakî ve insanî değerlere sahip insanlar olarak yetişmenizi beklemektedirler. Sizler de bu bilince sahip olmalısınız. Şimdiden sorumluluklarınızı yerine getirip geleceğe iyi hazırlanırsanız, aydınlık yarınlar sizlerin olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle sizlerin ve çocuklarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyor, saygılar sunuyorum…

Arz ederim.